Emzirme Süreci

Emmek hem fiziksel olarak hem de ruhsal açıdan doymak anlamına gelir. Bir kadının özellikle hamileliğin ilerleyen dönemlerinde ve lohusalık döneminde annelik üzerine düşünceleri artar, kimi zaman kafası karışır, bulanır. Bu düşünceler kültürün veya çevrenin annelik kalıplarıdır (bunun içine çevremizde gördüğümüz anne örnekleri de girmektedir.) Bazıları ise kişiliğimizle birlikte oluşan kalıplardır. Bu kalıplar içinde çocuk büyütebilme, anne olabilme, emzirme, bebeği besleme, ihtiyaçlarını karşılayabilme gibi kısacası ”iyi anne olabilme” adına bir sürü detay barındırır. Birçok kadının kafasında sorular dolanır durur.

”Emecek mi? Doyurabilecek miyim? Yetebilecek miyim? İyi bir anne olabilir miyim? Ya sütüm gelmezse? Ya sütüm yetmezse? Emmezse ve aramızda ilişki olumsuz etkilenirse? Şimdiye kadar cinsel organ olarak kodladığım ve çevreden kodlanan göğüslerim cinsellikten çıkıp çocuğumun besin kaynağı mı olacak? Eşimle ilişkim zedelenir mi? Emzirme düşüncesinden hoşlanmıyor muyum acaba? Üff… Nasıl emzireceğim? Emzirirken acımaz mı? Göğüslerim çok sarkacak mı? Hem emsin istiyorum hem de bundan rahatsız olacağım sanki? kendi içinde çelişkiyi de fark edip suçluluk duyma ‘’ben iyi bir anne olamayacağım galiba’’ gibi bir sürü soru gebelikte annenin aklını kurcalar.

‘’Emzirmek anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirir.’’

Emzirmek anne ile bebek arasında güvenli bağlanma için çok büyük önem taşır.

Bebek aylarca anne karnında güvenli alanda yaşarken, dünyaya gelmesiyle güven duyması için anne kucağına, sıcaklığına, kokusuna… yani annesine ihtiyacı vardır. Bebek emerken bu saydığım ihtiyaçlarının hepsi birden karşılanmaktadır.

Emzirme sırasında kurulan göz teması, tensel temaslar bebeği sakinleştirir, güvende hissettirir yani güvenli bağlanmanın temelini oluşturur. Emzirme anne ile arada kurulan bağı güçlendirir, anneye de bebeğe de iyi gelecektir. Her çocuk emecek veya her anne emzirecek diye bir kural yoktur. Yani bu bağlanmanın tek yolu değildir. Bebeğin beslenme, güvenlik, sevgi en temel ihtiyaçlarıdır. Bu temel ihtiyaçların karşılanması güvenli bağlanmaya katkı sağlar.

Yeni Doğan bebekle güvenli bağlanma için;

  1. Bebek ağladığında annenin ihtiyacını anlayabilmesi ve yanında olması (ağladığında ciğerleri açılsın, ağladığında kucağa alma alışmasın gibi yanlış düşüncelerin çocuk ruh sağlığında yeri yoktur.)
  2. Bebeğin ihtiyacının kısa sürede ve uygun bir şekilde karşılanması.
  3. Bebekle fiziksel temas kurulması (kucağa almak, sarılmak, göğüse yatırmak gibi.)

Emzirme sırasında salgılanan oksitosin hormonu annenin süt kanallarındaki sütün akımını sağlamaktadır. Oksitosin hormonu, annenin rahim sağlığı için de önemlidir. Ayrıca emzirmek stres hormonlarının düşmesine de yardımcı olur. Dolayısıyla emzirme, anne ve bebek için mucizevi bir durumdur.

Çoğu anne ve çevre çocuğun sürekli kucağa alınmasının olumsuz olacağını, çocuğun ”kucakçı” olacağını düşünür ve aman alışmasın diye kucağa pek almamaya özen gösterir. Fakat bebeğin ilk yılında özellikle anne kucağına çok ama çok ihtiyacı vardır.

Peki Annenin Ruh Sağlığı..

Annenin kaygıları sütünün gelip gelmemesini etkileyebilir. Bu nedenle annenin rahat bir lohusalık dönemi geçirmesi gerekmektedir. Bebeğine yetip yetememe, içinde bulunduğu duruma adapte olmaya çalışma, bebeğe uyum sağlama gibi durumları yaşayan anneye ruhsal açıdan destek olunmalıdır. İstemeden de olsa çevrenin ”Sütün geliyor mu? Yetiyor mu? Az mı geliyor yoksa? Sanki aç bak aranıyor/huzursuzlanıyor. Biraz daha emzir bari? Ay bu bebek aç!” gibi bir sürü cümleye maruz kalması elbette anneyi olumsuz etkileyecektir. Babanın da bu sürece adapte olmak için zamana ihtiyacı olduğu aşikardır fakat anneye de bu konuda en çok destek olacak kişi de kendisidir.

Anne ve bebeğin babaya ihtiyacı sonsuzdur.

Uzman Psikolog Sinem Uçar

Bir cevap yazın